Gönderen Konu: TAGAR KÜLTÜRÜ (MÖ 700-MÖ 100)  (Okunma sayısı 1531 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı koktengri

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 679
  • Karma: 2517
  • Cinsiyet: Bay
  • TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN...
    • TÜRK MİTOLOJİSİ - TÜRK KÜLTÜRÜ - TÜRK TARİHİ - YÜZDE YÜZ TÜRK OLDUĞUN ZAMAN CİHAN SENİNDİR...
TAGAR KÜLTÜRÜ (MÖ 700-MÖ 100)
« : Haziran 11, 2015, 12:02:49 ÖS »
Orta Asya’nın eski toplumları özgün coğrafi konumlarından dolayı Avrasya bozkırlarındaki Saka tipi kültürlerin oluşumunda önemli yere sahiptir. Bu bölge batıdan Büyük Kazak Bozkırı, kuzeyden geniş Tayga ormanları, doğudan Baykal gölü, güneyden ise Orta Asya çölleriyle çevrilidir.


Bol su kaynaklarının, dağların ve çeşitli otların bulunduğu bozkırların bir arada bulunması eski zamanlardan beri insanların dikkatini çekmiştir. Zira, insanlar bu ortamda en verimli üretim şekillerini uygulayabilirlerdi. M.Ö. 1. binyılın başlarında son Bronz Döneminin Karasuk kültürünün yerini Tagar kültürü almıştır. Bu kültür Asya’nın merkezinde mevcut olmuş ve doğudan Sayan dağları, batıdan ise Altay dağlarıyla çevrelenmiş Minusinsk-Hakas havzasının bozkırlarını kapsamıştır. Bu nedenle de Tagar kültürü diğer kültürlerden daha az etkilenmiş ve bronz döneminde ortaya çıkmış yerli gelenekler üzerinde gelişmiştir.
Bu bölge, bazı yerlerde kuru olan keskin kara iklimine sahiptir. Havzaların yüzeyi yaz güneşi sayesinde çok ısınmaz. Yıllık yağmur miktarı yılda 24-300 mm’yi geçmez. Doğal bozkır otlakları hayvancılığın temel yem kaynağını oluşturmaktadır. Çiftçilik için sulama gerekmektedir.


Bölgenin faunası çok zengindir. Bölgeye özgü Sibirya hayvanlarının dışında güney bölgelere Moğolistan’dan ve Kuzeybatı Çin’den hayvanlar gelmektedir. Dağlarda çeşitli kürk hayvanları, ayrıca Avrupa musu, karaca, ren geyiği, misk geyiği, yaban keçisi, yaban koyunu, ayı, yaban domuzu, kurt, yüksek dağlık bölgelerde ise kar leoparı da bulunmaktadır.
Orta Asya’nın bozkır havzalarının doğal ortamı yerleşik hayvancılık için de çok elverişliydi. Çiftçilik sulama gerektiriyordu ve sık sık görülen donlar ekinlere zarar veriyordu. Onlarla ve yüzlerle kilometre mesafeye dikey yönde mevsimlik göçler (yazın dağ otlaklarına, kışın ise daha az karlı aşağı bölgelere) yapılıyordu. Bu, mevsimlik hayvancılık türü Orta Asya’nın günümüzdeki Türk halklarında (Altaylılar, Hakaslar, Tuvalılar) da görülmektedir. L. N. Potapov’a göre bu, eski zamanlardan beri yüzyıllar boyunca oluşagelmiştir.
İdeal üretim şeklinin, demograf ve hayvan dengesinin bozulması eski toplumlarda sosyal gerilim, sosyal patlama ve göçlere neden oldu.


Tagar kültürü genelde Krasnoyarsk bölgesinin güneyinde ve Hakasya Cumhuriyeti’nde rastlanan Tagar mezarlıkları bulgularıyla temsil olunmuştur. Bunlar, mezarların etrafını çevreleyen yüksek dikili taşlar sayesinde bugün de yeterince açık şekilde göze çarpmaktadır. Daha eski mezarlıklar çok sayıda olup mezarın yapısına göre tek tiplidir.


Daha sonraki döneme ait olanlarda ise daha az höyük ve değişik kabir abideleri bulunmaktadır.


Tagar gömme geleneğinin karakteristik özelliği ölünün, dik (bazen yatay) şekilde toprağa dikilmiş taşlardan oluşan kare veya dikdörtgen şekilli duvarlarla çevrelenmiş alanda gömülmesidir. Duvarlar boyunca ve köşelerde yüksek dikili taşlar bulunmaktadır.

Erken Tagar dönemine (MÖ IX-X. yy.) ait bu duvarlar ölçülerine ve orantılarına göre Karasuk Dönemindekilere yakın olup yükseklikleri bir metreyi bulmaktadır. Çoğu zaman duvarlar birbirine yakın yapılmış, ayrıca payandalarla takviye edilmiştir. Duvarlarda sayısı sekize ulaşan dikili taşlara rastlanılmaktadır. Bazen bunlarda dikey taş levhalardan özel olarak yapılmış girişler de bulunmaktadır. Bu duvarlar içinde genelde sonuncusu daha sonra yapılmış bir veya iki mezar bulunmaktadır.

Kabir yapılarının en yaygın türü bir, bazen ise iki adamın gömüldüğü taş kutulardır. Tagar gömme geleneğinin genel özelliği kabirlerin ölçülerinin giderek artması, kutuların yerini tedricen kalın ağaç örtüyle kaplanmış ağaçtan yapılmış odacıkların alması, defin olunanların sayısının artması, büyük kabirlerin ise aile gruplarının toplu Şekilde gömüldüğü mahzenlere çevrilmesidir. Önceleri ölüler, sırt üzerine ve başları güneybatıya (bazen kuzeydoğuya) olmak kaydıyla gömüldüğü halde, daha toplu mahzenlerde ölüler sayılarına ve kabrin ölçülerine bağlı olarak değişik istikametlerde gömülüyorlardı. Erkeklerin baş tarafında, içinde sıvı yemek bulunan bir veya iki kap, ayak tarafında ise sığır, bazen ise koyun ve at eti parçaları konuluyordu. Onun yanına ayrıca, gövde boyunca uzun saplı balta, kemerin sağ ve sol yanlarında hançer ve bıçak, ayak tarafta ise içinde oklar bulunan okluk gibi silahlar da konuluyordu.9 Kadınların kemerinde ise bıçak veya içinde tuvalet eşyaları (ayna, tarak) olan çanta bulunmaktadır. Giysiler çok sayıda boncuklar, desenler ve asmalarla süslenmiştir. Ölünün giysisinin, baş giysisinin ve saçlarının süslendiği karmaşık boncuk takımlarına rastlanılmaktadır.


Tagar Döneminin maddi kültür kaynakları çok değişiktir. Özellikle bronzdan yapılmış güzel aletler (on binlerle) yüksek düzeyde bronz imalinin ve Bronz Dönemi’nden itibaren süregelen bu üretim alanındaki geleneklerin mevcutluğunu ispatlamaktadır.


Silahlar genelde üç kategoride toplanabilir: Hançerler, dövüş baltaları ve uçluklu oklar. Hançerler, saplarının alt ve üst kısımlarına göre değişik şekillerde olurdu: sapının alt kısmı haç Şekilli olup üst kısmı giydirilmiş olan hançerler, sapının alt kısmı kelebek şekilli olup üst kısmı değişik biçimlerde olan (ayrı ayrı kısımlara ayrılmış silindir şekilli, halka şekilli, hayvan figürleri şeklinde) hançerler. Tagar kültürünün sonlarına doğru hançerlerdeki haç biçimi tedricen ortadan çıkmaya ve yerini yeniden düz biçimli demir hançerlere bırakmaya başladı.


Tagar kültürüne ve Komşu Orta Asya göçebe kültürlerine ait bulgular henüz oluşumlarının ilk aşamalarında gelişmiş kabir yapılarının, karmaşık gömme geleneği sisteminin ve gelişmiş silah, at teçhizatı ve sanat türlerinin mevcut olduğunu göstermektedir. Bu Kuzey Karadeniz boyundaki benzer Saka tipi kültürlerden daha önceye tekabül etmektedir. Tagar kültürü bu dönemde olgun bir toplum örgütlenmesine sahip güçlü hayvancılık uygarlığını oluşturmuştur. Bu nedenle, Aristo ve Herodot’tan başlayarak çeşitli arkeolojik bulgulara dayanan araştırmacılar tarafından öne sürülen Avrupa erken Saka kültüründe Doğu Asya unsurlarının bulunmasına ilişkin tez giderek daha güncel konuma gelmektedir.


Şunu da belirtmek gerekir ki, antropolojik tipe göre Tagarlar Avrupa ırkına mensupturlar ve Avrupa Sakalarına çok benzerdirler. Sadece Tagar Döneminin sonlarına doğru Moğol ırkı karışımı artmaktadır.
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN...
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...!